# Granüloma Annulare: Nedenleri ve Tedavi Seçenekleri 2026

Granüloma annulare, ciltte halka şeklinde papül ve plaklarla karakterize benign bir granülomatöz hastalıktır. Genellikle kendiliğinden iyileşme eğilimi göstermesine rağmen, yaygın formları tedavi gerektiren kronik bir seyir izleyebilir. 2026 yılında tedavi algoritmaları yeni seçeneklerle genişlemiştir.

Granüloma Annulare Nedir?

Granüloma annulare, dermiste nekrobiyotik kollajen etrafında granülomatöz inflamasyonla karakterize bir deri hastalığıdır. Her yaşta görülebilmekle birlikte çocuklar ve genç yetişkinlerde daha sık rastlanır. Lokalize form kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazla görülmektedir.

Hastalığın kesin nedeni hâlâ tam olarak aydınlatılamamıştır. Ancak gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu ve Th1 aracılı immün yanıtın patogenezde merkezi rol oynadığı düşünülmektedir. Matriks metalloproteinazlarının aşırı ekspresyonu ve kollajen yıkımı karakteristik histopatolojik bulgulardandır.

Tetikleyici Faktörler

Granüloma annulare gelişiminde çeşitli tetikleyici faktörler tanımlanmıştır. Travma, böcek ısırıkları, güneş yanıkları ve viral enfeksiyonlar lokalize formun tetikleyicileri arasında yer alır. Jeneralize granüloma annulare ise diabetes mellitus, tiroid hastalıkları ve hiperlipidemi ile ilişkilendirilmiştir.

Bazı ilaçlar da hastalığı tetikleyebilir. TNF-alfa inhibitörleri, allopürinol ve bazı aşılar granüloma annulare gelişimi ile ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle ayrıntılı ilaç öyküsü alınması önemlidir.

Klinik Formları

Lokalize Granüloma Annulare

En sık görülen formdur ve tüm olguların yaklaşık yüzde yetmişbeşini oluşturur. El sırtları, ayak sırtları, dirsekler ve dizlerde annüler düzenlenmeli, deri renginde veya hafif eritematöz papüllerle kendini gösterir. Lezyonlar genellikle asemptomatiktir ve birkaç yıl içinde kendiliğinden gerileyebilir.

Jeneralize Granüloma Annulare

Vücudun geniş alanlarını tutan yaygın papül ve plaklarla karakterizedir. Gövde ve ekstremiteler en sık tutulan bölgelerdir. Kendiliğinden iyileşme oranı düşüktür ve kronik seyir gösterme eğilimindedir. Bu form daha ileri yaşlarda ortaya çıkar ve sistemik hastalık ilişkisi daha güçlüdür.

Subkutan Granüloma Annulare

Özellikle çocuklarda görülen bu formda deri altında sert, ağrısız nodüller bulunur. Alt ekstremiteler, eller ve saçlı deri en sık tutulan bölgelerdir. Romatoid nodül ile ayırıcı tanıda dikkatli değerlendirme gerektirir.

Perforan Granüloma Annulare

Nadir görülen bu formda lezyonların merkezinden nekrobiyotik materyal transepidermal eliminasyonla atılır. Papüller üzerinde krut veya ülserasyon görülebilir ve sıklıkla ekstremitelerde yerleşir.

Tanı

Tanı genellikle klinik görünüme dayanır. Tipik annüler konfigürasyondaki papüller ve karakteristik lokalizasyon tanı koydurucu olabilir. Ayırıcı tanıda tinea korporis, eritema anulare, sarkoidoz ve liken planus düşünülmelidir. Şüpheli durumlarda cilt biyopsisi yapılır. Histopatolojide palizatlanan granülom yapısı ve müsin birikimi ile çevrili nekrobiyotik kollajen alanları tanıyı kesinleştirir.

Tedavi Seçenekleri 2026

Topikal ve İntralezyonel Tedaviler

Lokalize formda yüksek potensli topikal kortikosteroidler ilk seçenektir. İntralezyonel triamsinolon enjeksiyonu dirençli plaklarda etkili bir yöntemdir. Topikal kalsinörin inhibitörleri hassas bölgelerdeki lezyonlarda alternatif olarak kullanılabilir.

Fototerapi

Jeneralize formda dar bant UVB ve PUVA tedavisi önemli seçenekler arasındadır. Fotodinamik tedavi de bazı olgularda başarılı sonuçlar vermiştir.

Sistemik Tedaviler

Yaygın ve dirençli olgularda dapson, hidroksiklorokin ve metotreksat kullanılabilir. Son yıllarda JAK inhibitörleri granüloma annulare tedavisinde dikkat çekici sonuçlar göstermektedir. Tofasitinib ve barisitilib ile yapılan çalışmalarda belirgin klinik iyileşme bildirilmiştir.

Biyolojik ajanlar arasında dupilumab ve TNF-alfa inhibitörleri de seçili olgularda değerlendirilmektedir.

Sonuç

Granüloma annulare genellikle iyi huylu bir seyir göstermesine rağmen, yaygın formları hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. 2026 yılındaki tedavi gelişmeleri, özellikle dirençli olguların yönetiminde yeni umutlar sunmaktadır.